Uzun ve Kısa Anı Örnekleri – Hatıra Örnekleri

Anı hatıra örneklerinin bir çok farklı çeşidi ve türü bulunmaktadır. Aşağıda birçok farklı anı örneğini bir araya getirdik. Yayınlanan tüm anı örneği kendi editörlerimiz tarafından özgün bir şekilde yazılmıştır. Okulda verilen anı ödevi için bir çok farklı anı türü arasından istediğinizi seçip rahatlıkla yazabilirsiniz. Bazı öğrenciler kısa anı örnekleri tercih ederken bazı öğrenciler de uzun anı örnekleri tercih etmektedir. Bu sebeple hem uzun hemde kısa anı örnekleri oluşturarak herkesin ilgisini çekecek bir anı örnekleri sunmaya çalıştık.

Anı Nedir?

İnsanların bir süre önce yaşamış olduğu veya şahit olduğu bir olayın, belli bir süre sonra anlatıldığı veya yazıldığı metin türüne anı denir. Anı’nın diğer isimleri ise hatıra veya hatırat olarak da bilinmektedir. Bazen çevremizde ki kişilerin günlük yaptıklarını not ettiklerini görürsünüz, bu bir hatıra örneğidir.

Anı Özellikleri ( Hatıra Özellikleri )

  • Anılar yaşanmış olaylardır.
  • Bilgi verici ve öğreticidir.
  • Anlatılan zamanı yansıtır.
  • Anlatılış sebebi hayat tecrübesini aktarmak, bilgilendirmek, toplumu aydınlatmak içindir.

Anı ( Hatıra ) Türleri

Birçok anı türü bulunur. Bunlar konularına göre dağılım gösterir.

  • Siyasi
  • Askeri
  • Cezaevi
  • Elçilik
  • Edebiyat
  • Sanat
  • Tiyatro
  • Basın
  • Öğretmenlik

Gibi birçok farklı başlık içinde parçalayabiliriz. Anıların en büyük özelliği ise sürükleyici bir anlatım biçimi ile anlatılmasıdır. Bu nedenle Türk edebiyatında anı oldukça önemli bir yerdedir.

Uzun Anı Örnekleri




Anı Örneği 1

YUFKA YÜREĞİM

Bir bayram sabahıydı. Yaşım 11-12 ya vardı ya yoktu. Her zamanki gibi en güzel elbiselerimizi giymiş, harçlıklarımızı almış, kendimizi caddelere, sokaklara atmıştık. Yanımda iki arkadaşım daha vardı. Sokakta dolanırken, birisi sınıf arkadaşım olan iki kardeşle karşılaştık. Kendimizce bayramlaştıktan sonra harçlıklarımızdan bahsetmeye başladık. Bu iki kardeşin ailesi son derece yoksuldu. Bizim de durumumuz pek iyi değildi aslında; fakat harçlıklarımızı kıyaslayınca çok kötü oldum.

O zamanki parayı hatırlamıyorum; ama atıyorum, benim 10 liram varsa, bu iki kardeşin her birinde 1 lira vardı. O an, çocuk olmama rağmen içim burkuldu. Çıkardım harçlığımı, onlarında harçlığı benimkisiyle eşit olacak şekilde onlara verdim. Sadece bayramlarda sahip olduğu harçlığı başkasına vermek, bir çocuk için hiç de kolay değildir aslında. ama o zaman bambaşka duygular yaşamıştım.

Aradan çok uzun yıllar geçtikten, yani ben 27-28 yaşlarıma geldikten sonra, o zaman yanımda olan bir arkadaşım meseli hatırlattı. ”O zaman, senin o hareketinden ne kadar çok etkilenmiştim.” dedi. Bu sözü duyunca ben de çok etkilendim doğrusu. Yaptığım güzel bir davranışın takdir edilmesi ve uzun yıllar hatırlanması beni onurlandırmıştı.

Anı Örneği 2

İLK SPOR AYAKKABIM

Köy çocukları iyi bilirler, hele de eskiler. Çocukluğumda, bana da diğer tüm çocuklar gibi, sadece kara lastik ayakkabılar alınırdı. Hatta bu ayakkabıların da iki numara büyüğü alınır, böylece 4-5 yıl o ayakkabıyı giymemiz sağlanırdı. Doğrusu hasrettik spor ayakkabılara. Ancak televizyonlardan görür, ”Ahh, acaba bizim de olur mu bir gün?” diye iç geçirirdik. İlkokul 4. sınıf öğrencisiydim.

Babam o zamanlar İstanbul’a gider, dört beş ay kadar çalışır sonra bir süreliğine dönerdi. Bu dönüşlerden birinde bana sonsuz bir mutluluk yaşatmıştı. Gelen hediyelerden birisi de beyaz bir spor ayakkabıydı. O günkü mutluluğumu, belki de ömrüm boyunca hiç yaşamadım. Hatta öylesine abartmıştım ki ilk gece spor ayakkabımı giyip öyle uyumuştum. Sonraki gün, hemen sokağa fırlamış, kim var kim yok ayakkabımı göstermek için can atıyordum.

Sanki memleketin en yakışıklı, en karizmatik erkeği benmişim gibi… Sonrasında ne mi oldu? Bir ay sonra ayakkabıda hal kalmadı, yanlardan atmaya başladı. Anladım ki spor ayakkabı, biz dağ taş gezen köy çocukları için uygun değilmiş. Kara lastik ayakkabılarımıza tekrar döndük ve uzun yıllar mutlu mesut yaşadık onlarla.

Kısa Anı Örnekleri

Anı Örneği 1

BEKÇİ YILAN

Henüz ilkokul 4. sınıf öğrencisiydim. İki kuzenimle beraber bahçeden eve dönerken, yol üzerindeki mezarlığa uğrayıp anneannemize bir Fatiha okuyalım dedik.

Mezarlığa girip anneannemizin mezarının başına geçtik. Üçümüz de mezarın önünde diz çöküp ellerimizi açtık ve duamızı okumaya başladık. Mezarın kenarlarında bir yığın kurumuş ot vardı. Bir anda o otlardan bir çıtırtı sesi duyduk. Rengi kıpkırmızı olan kocaman bir yılan, otların arasından başını kaldırıp yüzümüze odaklandı. Üçümüz de okuduğumuz duaları unutmuş, dona kalmıştık. Önce kim kaçtı bilmiyorum; ama o kadar hızlı kaçtık ki kaçarken hepimizin, ayak topuklarımızı popomuza vura vura kaçtığını çok iyi hatırlıyorum.

O günden sonra mezarlığa girmeye tövbe ettik. Ne zaman bahçeye gitsek veya bahçeden eve dönsek, duamızı uzaktan okur geçerdik.

Anı Örneği 2

 AKREPLE OYNAYAN KARDEŞİM

Haziran ayının bunaltıcı günlerinden birisiydi. Tarlada hasada gelmiş olan mercimekleri biçiyorduk. Ben de pek büyük sayılmazdım; ama kardeşim henüz 2-3 yaşlarındaydı. Bizler kendimizi kaptırmış, orakları sallarken, kardeşimin yerdeki bir şeyle oynadığını ve onunla konuşmaya çalıştığını fark ettik.

Merak edip yanına gittik ve şok olduk. Oynadığı şey, altın sarısı kocaman bir akrepti. Kuyruğunu dikmiş, kardeşimle cebelleşiyordu. dik kuyruğu gören kardeşim, onu bir kediye benzetmiş, ”pisi pisi” diye sayıklıyordu.

Onun bir pisi olmadığını anlatmak çok zor oldu; ama çok şükür kardeşim bir akrep tarafından sokulmadığı için hepimiz derin bir oh çekmiştik.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı