Kapat

Türk Edebiyat Tarihinin Gelişimi

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (YILDIZLARA TIKLAYARAK BU YAZIYA OY VEREBİLİRSİNİZ
Loading...
Anasayfa
Genel Türk Edebiyat Tarihinin Gelişimi
Türk Edebiyat Tarihinin Gelişimi

Dünya üzerinde yazınsal türlerin çeşitliliği bir hayli fazladır. Kimisinin tarihi henüz çok yeniyken, kimisinin tarihi ise oldukça derin bir geçmişe dayanmaktadır. Bizim yazınsal tarihimiz ise ikinci grupta, uzunca bir mazisi bulunan, büyük bir zaman dilimine yayılmakta olan gruptadır.

Dönemler:

Orta Asya’da yaşayan atalarımız zaman içerisinde –göçebe yaşamın etkisiyle- çok geniş sahalarda yaşam sürmüşlerdir. Orta Asya bozkırlarından Mısır’a kadar uzanan bu geniş coğrafi alanda yurt edinmişlerdir. Bu devasa yayılma sonucunda, zamanın etkisiyle, Türk toplumları bulundukları coğrafyanın etkisinde kalarak dillerinde ve kültürlerinde değişime uğramışlardır. Bu etki ile diller arasındaki farklılaşma ve kültürlerin değişime uğraması söz konusu olmuştur. Edebiyatımızın uzun zaman sonucunda dönemlere ayrılmasını gerektiren yegane sebep, bu değişimler olmuştur. Bu dönemleri Mehmet Fuat Köprülü şu şekilde belirtmiştir:

 

1-) İslamiyet Öncesi (… -11. yüzyıl):

 

A-) Sözlü Edebiyat (… – 8. yüzyıl): Koşuk, Sagu, Sav, Destan

B-) Yazılı Edebiyat (8-11. yüzyıl): Göktürk Yazıtları, Uygur Metinleri

 

2-) İslam Uygarlığı Çevresinde Gelişen (11-19. yüzyıl):

 

A-) Geçiş Dönemi (11-12. yüzyıl)

B-) Divan Edebiyatı

C-) Halk Edebiyatı:

a-) Dini-Tasavvufi Halk Edebiyatı

b-) Aşık Tarzı Halk Edebiyatı

c-) Anonim Halk Edebiyatı

3-) Batı Etkisinde Gelişen (19. yüzyıl-…)

 

A-) Tanzimat Dönemi (1860-1896)

B-) Servet-i Fünun Dönemi (1896-1901)

C-) Fecr-I Ati Dönemi (1909-1911)

D-) Milli Edebiyat Dönemi (1911-1923)

E-) Cumhuriyet Dönemi (1923-…)

Türk Edebiyat Tarihi

Başlangıç:

Başlangıçta kendini belli Şaman törenleri (Sığır, Şölen, Yuğ) ve siyasi olayların açıklanması alanında (Orhun Yazıtları) gösteren Türk Edebiyatı, zamanla olgunlaşmış, karşılaştığı toplumların yazınsal türleriyle etkileşime girmiş ve kendi alanında yetkin hale gelmiştir. İlk dönemde yapılan törenlerin edebiyatımızın kökeni olma durumundan dolayı, bu törenleri açıklamamız gerekmektedir:

 

1-) Sığır (Sürgün Avı): Orta Asya toplumunun erkekleri ava gitmeden önce, avın bereketli geçmesi için yapılan törendir. Bu törene Şaman adlı din adamı ve bilge kişi önderlik eder.

 

2-) Şölen, Toy (Kurban Töreni): Avdan gelen erkeklerin, canlı bir şekilde avladıkları hayvanı yerleşim yerine getirip, toplum önünde hayvanı kurban etmeleridir. Bu törenin ardından sofralar hazırlanır ve toplum ziyafet çeker.

 

3-) Yuğ (Yas Törenleri): Ölen kahramanların ardından duyulan acıyı dile getiren şiirlerin okunduğu törendir.

Bu üç törenin her birinde, konusuna göre okunan şiir ve benzeri türler, edebiyatımızın kaynağı olmuştur ve bu “sözlü dönem” olarak anılmıştır.

Gelişim Süreci:

Türklerin İslami devletlerle sınır olması ve toplumların karşılıklı tanışması sonucunda (7. yüzyılda) Arap-İslam kültürü, Türk kültürüyle kaynaşmış ve nihayetinde edebiyat da bu kaynaşmadan etkilenmiştir. Karahanlı Hükümdarı Satuk Buğra Han’ın İslamiyet’i resmen kabul etmesiyle, Türk toplulukları kitleler halinde müslüman olmuşlardır (920). Mehmet Fuat Köprülü, bu döneme “İslam Uygarlığına Geçiş Dönemi” adını vermiştir.

Anadolu:

Türklerin, Orta Asya bozkırlarından Anadolu’ya uzanan büyük bir devlet (Selçuklu) kurmasının ardından, Malazgirt Savaşı’yla (1071) kesin olarak Anadolu’da yerleşmeye başlamasıyla, edebiyatımız açısından yeni bir dönem başlamıştır. Bu dönem “Halk Edebiyatı” olarak anılmıştır. Halk Edebiyatı kendi içinde üç bölüme ayrılır:

 

1-) Anonim Halk Edebiyatı: Söyleyeni belli olmayan, halkın ortak malı olan edebiyattır.

2-) Dinî-Tasavvufî Halk Edebiyatı (Tekke Edebiyatı): İslam ve tasavvuf ekseninde varlığını sağlayan edebiyattır.

3-) Âşık Tarzı Halk Edebiyatı: Aşk, yiğitlik ve doğa güzellikleri gibi çeşitli konuların anlatıldığı edebiyattır.

 

Osmanlı Etkisi:

Uzun yıllar boyunca Anadolu’da yaşayan Türkler, Osmanlı Devleti’ni kurduktan sonra 600 yıl boyunca devlet sınırlarını dünyanın çeşitli coğrafyalarına uzatmışlar ve çok çeşitli bir devlette yaşamanın getirdiği etkiyle edebiyatlarında büyük değişiklikler yapmışlardır. Bu etkilerin en büyüğü Arap-Fars dillerinin hakim olduğu Mezopotamya’dan gelmiştir. Mehmet Fuat Köprülü, şairlerin eserlerini “divan” adlı eserlerde toplamalarından ötürü, bu döneme “Divan Edebiyatı” adını vermiştir. Türkçe, Farsça ve Arapça’nın birleşimi olan Osmanlıca denen yapay bir edebiyat dili türemiştir. Bu dil oldukça ağır ve anlaşılması güç bir dil olduğundan ve aynı zamanda bu dilin (Osmanlıca’nın) dönemin edebiyat dili olmasından dolayı, bu döneme “Yüksek Zümre Edebiyatı”, “Saray Edebiyatı” da denmiştir.

Osmanlı’nın Dağılışı ve Meşrutiyet Dönemi:

1789’da cereyan eden Fransız İhtilali sonucunda büyük imparatorluklar bünyesinde bulundurdukları milletlerin bağımsızlık isyanlarıyla yıkılmıştır. Osmanlı Devleti de bu değişikliklere ve isyanlara maruz kalmıştır. 19. yüzyılda yayınlanan “Tanzimat Fermanı” ile Osmanlı’nın bünyesindeki azınlık topluluklarına belli ayrıcalıklar tanınmış, ülke genelinde çeşitli fikir akımları ortaya çıkmıştır. İşte böylesine karmaşık bir yapıyı barındıran dönemin şairleri de çeşitli konularda fikirlerini belirtmişler ve batı etkisinin fazlaca görüldüğü bu dönemde edebiyatımızın ilklerini getirmişlerdir. “Tanzimat Edebiyatı” denen bu dönem ikiye ayrılır:

Dönem Tanzimat Edebiyatı: Toplumu bilinçlendirmek adına ürünlerin verildiği dönemdir.Dönem Tanzimat Edebiyatı: Toplumu bilinçlendirmenin aksine, sanat kaygısı taşıyan ve edebî anlamda gelişimi hedef alan dönemdir.

Bu dönemde edebiyatımızda her türlü alanda (Tiyatro, Şiir, Roman vb.) büyük gelişmeler ve yenilikler yaşanmıştır.

Tanzimat sonrası edebiyatımızda sırasıyla; “Servet-i Fünun”, “Fecr-i Ati” ve “Milli Edebiyat” dönemleri yaşanmış ve bu dönemler Tanzimat edebiyatıyla benzerlik göstererek edebî açıdan belli arayışlar içinde olmuşlardır. Osmanlı’nın 600 yıllık varlığı süresince bünyesinde barındırdığı bu dönemlerin ardından, cumhuriyetin ilanıyla birlikte yeni bir dönem başlamıştır.

Türk Edebiyat Tarihinin Gelişimleri

Cumhuriyet:

Cumhuriyetin ilanıyla birlikte (1923-günümüz) edebiyatımız, bunca yıllık sentezin nihai yapısını vücuda getirmiş ve geçmişte yapılan edebi tartışmaların çözümüyle birlikte yetkin bir alan haline gelmiştir. Bu dönemde dünyanın birçok ülkesinde tercüme edilen romanlar, şiirler ve diğer türde eserler verilmiştir.

Sentez:

İki bin yıla yakın bir süreçte oluşan edebiyatımızın her devresi, kendinden bir önce gelen dönemin mirasının üstüne koyarak ilerlemiştir. Bu ilerleyiş günümüzde de devam etmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.